Follow by Email

24 Kasım 2010 Çarşamba

GERTRUDE


Herman Hesse'nin bu kitabını okuyalı neredeyse 1 yıl oldu aslında. Kitapla ilgili bişeyler yazmak için hem biraz beklemek hemde biraz kitabı kendimce yaşamak istedim. Aslıda kitabı ilgisiz ve heyecanlanmadan başladım okumaya. Heyecanlanmadığımı belirtiyorum çünkü yeni bir kitaba başlarken heyecanlanır ve sabırsızlanırım. Kitabın yazarını çok yakın bir zamanda keşfettim aslında. İlk okuduğum kitabı 'Gençlik Güzel Şey' hikayeler toplamından oluşan; İnsan hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri olan çocukluktan, gençliğe geçişi anlatıyor.
Hesse 20.yüzyılın en önemli yazarlarından biri, 1946'da nobel Edebiyat Ödülünü aldı. En çok bilinen ve önemli kitapları arasında Bozkırkurdu, Siddartha ve Boncuk Oyunu var. Bu üç kitapta ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap listesinde yer alıyor ayrıca.

Gertrude yazarın diğer kitaplarına göre neredeyse en az ilgi gören kitabı. Kitapta çok gençken geçirdiği bir kaza sonucu sakat kalan bir konservatuvar öğrencisinin kendi içine ve müziği keşfetmekte olan yolculuğu var. Kahramanımız Bay Kuhn yaşadığı buhranı, git gelleri, hayal kırıklarını bestelediği operaya aktarır. Hesse bu aktarımı o kadar güzel tasvir etmiş ki, bende Khun ile birlikte o operayı yazdım ve besteledim. Okurken müziği kulaklarımda hissettim ve dinledim. Yazar anlatımında o kadar yerinde ve güzel boşluklar bırakıyor ki okuyucunun hayal gücünü devreye sokmak için; yazarla birlikte ezgiyi bende besteledim. Hesse bu romanı yazmamış resmen bestelemiş bence. Kahramanımızın operayı yazmak için İsviçre köylerine yaptığı yolculuk ve burada geçirdiği zamanı okurken onunla birlikte sizde huzuru buluyorsunuz. Kitabın hangi tarih aralığında geçtiği belli değil tümüyle okucunun hayal gücüne bırakılmış. Son olarak kahraman aşık olduğu ama hayatta ki en yakın arkadaşının evlenmesi sonucu kaybettiği tek aşkını o kadar naif ve sadık olarak seviyor ki Kürk Mantolu Madonna da ki Raif Bey'i hatırlatıyor bana. Khun, yaşadığı tüm buhranı, aşkını ve kırıklıklarını müziğine aktarıyor ve bakın nasıl anlatıyor bunu;
<
" Dünyada müzik denen şeyin varlığı, zaman zaman melodilerin insanın ruhuna işleyip tüm benliğinin armonilerin seline kapılması, benim için hep derin bir avuntu kaynağı, yaşamamı bağışlatan bir neden oluşturdu. Müzik gibisi var mıdır! Durup dururken bir melodi gelir aklına, söylemeye başlarsın, sessiz, içinden yalnızca, varlığını melodiyle içirip doyurursun, melodi tüm güçlerine ve devinimlerine el koyar - ve sende yaşadığı süre içindeki tesadüfi, kötü, kaba, kasvetli ne varsa silip atar, dünyayı da alır kapsamına, zoru kolaylaştırır, donup kalmış nesneleri kanatlandırır."

Bu kitabı başucu kitaplarımın arasına ekledim ve Hesse'nin diğer kitaplarını keşfe başladım bile.

1 yorum:

  1. güzel yazı bir de o dönemi yansıtan resim ya da fotoyla mükemmel olurdu..
    tuncer

    YanıtlaSil