Follow by Email

1 Kasım 2010 Pazartesi

Ahmet Ümit'in Peşinde, Tanpınar'ın İzinde Bir '' HUZUR''' lu Gün


Cuma akşamı canım arkadaşım arayıp dedi ki Pazar günü Ahmet Ümit eşliğinde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur kitabı için okumalar yapılacak, kitabın geçtiği mekanlarda gidermiyiz. Tabi ki gittik. Öncelikle etkinlik hakkında kısaca bilgi vereyim. Bu güzel etkinliği Özyeğin Üniversitesi, Edebiyat Kulübü düzenledi; Edebiyat ve Mekan teması altında. Her sene Dublin de James Joyce için düzenlenen Bloomsday Festivalini kendilerine örnek almışlar. Çok da güzel yaptıkları kesin.
Pazar sabahı 11:00'de Rus konsolosluğunun önünde buluştuk. Tanpınar'ın 1944-1951 yılları arasında yaşadığı şimdi ise girişlerin yasak olduğu ve cidden harabeye dönmüş ama hala görkemli günlerine inatla ayakta duran Narmanlı Han'da başladı okumalar. Han'da 60'a yakın oda var. Tanpınar, Aliye Berger, Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi sanatçılar yaşamış. Ahmet Ümit burada okumalara başlamadan önce; Tanpınar hakkında kısacık biyografik bilgiler verdi ve kitaptan okumalar yaptı. Aklımda kalanların en güzeli ise Biz kimiz ile ilgili kısımlardı. Doğuda mıyız, batıda mı sorusuna yaptığı benzetme idi. '' Biz Kız Kulesi gibiyiz, ne Anadolu da ne de Avrupa da ikisinin tam ortasında tıpkı onun gibi zarif olabiliriz''
Narmanlı Han'dan sonra Tanpınar'ın da yemeklerini tatmaktan zevk aldığı Hacı Abdullah Efendi Lokantasında öğle yemeği arası verdik. Yol boyunca Ahmet Ümit İstiklal Caddesi üzerinde ki tarihi yapılar hakkında kendi üslubunca paylaşımlarda bulundu. Ahmet Ümit yemekten sonra bizden ayrıldı, son olarak Beyazıt Sahaflar çarşısını ziyaret edip burada geçen bir okuma ile günü sonlandırdık. Roman'ın kahramanı Mümtaz ile birlikte kitabın geçtiği mekanları az da olsa yeniden hatırladık, keşfettik.
Huzur romanını keşfetmeye giderken de anlık bir karar değişikliği aslında hayatın ne kadar basit olduğunu bir kez daha hatırlattı. Sabah Tünel'e gitmek için, vapurla Beşiktaş'a geçip Taksim meydanından aşağıya yürümeyi planlamıştık sonra dedik ki Karaköy'e gidip tramvay ile tünel'e geçelim hem de kahvaltı yapacak vaktimiz olsun. Biz Karaköy den Galata'ya doğru çıkarken dünkü patlama meydana geldi. Bir büfenin önünde şaşkınca durup ne olduğunu anlamaya çalıştık. Olanları tüm gün takip ettik. Yapılan açıklamalarda ki basiretsizliğe şaşırıp kaldık. Tek teselli kimsenin ölmemiş olmasıydı. Hep denir ya bu son olur inşallah. Olmayacağını bile bile...
Yaşanan bu olaya rağmen edebiyat, tarih ve romanla içiçe bir gün geçirmek ruhuma iyi geldi. Sonra dedim ki bu gibi turlar çoğalsa sevdiğimiz yazarlarla keşfetsek yenide canlandırsak kitapları. Mesela Buket Uzuner anlatsa bize Kumral Ada-Mavi Tuna geçtiği Kuzguncuğu sonra hep beraber Baylan'a gidip Kup griye yesek anlık mutluluklar kalsa elimizde. Belki olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder